27 Haziran 2013 Perşembe

The Vampire diaries

Yazıya başlamadan önce belirteyim koyu stelena,klaroline ve stefan fanıyım yorumlarımda bu yönde olcak :)

Diziyi eleştirmeye birinci sezondan başlamak istiyorum ahh birinci sezon herşeyiyle mükemmeldi stefan elenaya olan aşkı,dürüstlüğü,cesareti,hayatını mahveden damonla uğraşması,asaleti,kibarlığı ve bağlılığıyla beni kendine hayran bırakmıştı...
Bana genelde ne zaman stelena fanı oldun diye soruluyor cevabım:stefan birinci sezon birinci bölümde eve dönmemem gerekirdi tehlikenin farkındayım ama seçeneğim yoktu onunla tanışmak zorundayım  işte bu cümle ben bu cümleyi duyduğumdan beri stelena fanıyım <3
Gelelim seon ikiye aslında sezon iki ufak sinirlenmelerimin başladığı sezondu çünkü damon elenaya karşı birşeyler hissettiğini snamaya başladı ama bence hissetmiyor sadece kath yüzünden elenaya aşık olduğunu zannediyor...İkinci sezon sonunda stefana birkez daha aşık oldum çünkü sırf damonu kurtarmak için onu yaşatmak için onsuz yapamam dediği elenadan 10 yıl ayrılmayı,dönmek istemediği deşiciliğe dönmeyi ve klausla kalmayı kabul etti.
Üçüncü sezon işte bu sezon elena ve damondan nefret ettiğim sezon damondan nefret ettim çünkü sırf onu kurtarmak için hayatının 10 yılını feda eden aşkının 10 yılını feda edn stefanı kurtarmak yerine sevgilisini baştan çıkartmaya çalıştı elenaya neden kızgınım elenaya kızgınım çünkü stefan o üzülmesin ve kardeşi ölmesin diye bu kararı aldı elena bunu biliyordu tıpkı damon gibi.Elena lafta stefanı arıyor ondan vazgeçmiyor ama damonla yakınlaşmaktan da geri kalmıyor damonla arasına mesafe koymuyordu...Stefan mystic falls a gelincede zaten durumu anlamıştı :( ve stefanın verdiği tepki ona olan sevgimi arttırdı elenaya seni seviyorum ama işin içine bir başkası girerse bir başkasına aşık olursan aradan çekilirim demesi mükemmeldi (cümleyi herfi harfine hatırlamıyorum yanlış olabilir) daha sonra stefan damonla bir anlaşma yaptı elenanın seçtiği kişi elenayla olacka ve diğeride kasabayı terkedecekti elena stefanı seçti ona veda etmek için yani onunla görüşmek için geliyordu ama reb yüzünde bu mahvoldu ve elena  vampire dönüştü hala stefanlaydı hatta 4.1 de stefanla kapatılınca söyledikleri muhteşemde tam mutlu oluyorlar derken efendilik bağı çıktı sonrada zaten herşey mahvoldu elena damonu seçti silas çıktı stefan gösrel ikizmiş bunu öğrendik vs. stefanın görsel ikiz olduğunu öğrendiğimde verdiğim tepki elena da görsel ikiz kaderleri burda bile aynı olmuştu ama kaderlerinin aynı olması bir işe de yaramadı beşici sezon hakkında da tek söyleyebileceğim herşey olabilir...
son olarak yazımın sonunda klarolineye yer vermek istiyorum :) klaroline yi destekliyorum çünkü klaus carolineye aşıkken bambaşka mükemmel bir adam oluyor ona karşı davranışları sürprizleri ettiği laflar bile beni benden alıyor diyebilirinm :) bence onlar için umut var :)

24 Haziran 2013 Pazartesi

Hush Hush Serisi

Kitaplar hakkındaki ilk yazımı hush hush serisi hakkında yazmak istedim nedenini merak ediyorsanız hush hush benim hayatımda okudum en güzel aşk romanlarından ve ilki...
Bir varlığın aşk için neler yapabileceğini aşk içni neleri göze alabileceğini gördüğüm 3 seriden biri şüphesiz hush hush serisidir...
Gerçek aşk hiç beklemediğiniz anda karşınıza çıkabilir...Sınıfta hiç istemediğiniz halde düzen değişir ve yanınıza tanımadığınız sohbet etmediğiniz çocuk oturur ve o an sizin için herşey balıyor demektir tıpkı Nora Grey gibi...
Ümidi ve beklentisi olmadığı halde büyük bir aşkın içine düşen noranın hayatı tamamen değişiyor...Patch birçok kızın uzak duracağı belalı tiplerden Nora'da böyle düşünmesine rağmen kendini birden Patch'in çekim alanında buluyor...
Patch bilardo oynayan,teni nane kokan,beyzbol şapkalı seksi ve yakışıklı birr tip...Nora ise bir çoğumuzun olduğu gibi çalışkan bir tip fiziksel olarak anlatmamız gerekir patch in de dediği gibi saçlarını aleve versen bu kadar kızıl olamaz lafıyla tabirlencek şekil  de kızıl saçlı,beyaz tenli babasının kaybıyla birlikte annesiyle bir çiftlik evinde yaşan karakter...
Herşey biyoloji sınıfında patch'in nora'nın yanında oturmasıyla başlıyor ve sonrası muhteşem bir aşk ve heyecan hikayesi....
Yazar Becca Fıtzpatrıck burda resmen kalemini konuşturmuş diyebilirim ve bu muhteşem seriyi size zevkle öneririm <3

22 Haziran 2013 Cumartesi

Game Of Thrones

GOT benim için bambaşka bir dünya...Demir taht ve ona ulaşmak için yapılan mücadeleler...Dizinin yapımı için mart ayının beklenmesi deaneryes'ın olduğu sahneleri çekmek için güney yarım küreye gidilmesi yapılan işi daha mükemmelleştiriyor ama ben işin profesyonel yanını değil de bende uyandırdığı izlenimleri yazmak istiyorum.Ned Stark birinci sezonda ölümüne en çok şaşırdığım insan açıkçası ikinci sezon başlarken ned'in bir yerlerden çıkacağını düşünüyordum sonuçta dam başrol ölmez falan diyordum ama beklentilerimin hiçbiri çıkmadı game of thrones'in sevdiğim yanıda bu birşey bekleyemiyorum çünkü olacakları tahmin bile edemiyorum...İkinci sezon güzeldi ama üçüncü sezon dokuzuncu bölüm yazarken aklıma geliyor ve hala aklıma geldikçe gözlerim doluyor robb :( robb ölmemeliydi senaristlere burda çok kızmıştım robbu öldürmemeliydiler ama sonra kitap aklıma geldi kitapta olanların yaşanması için robb'un ölmesi gerektiğini biliyordum...
Ned ve Robb aslında ölmemeliydiler olan sadece haksızlık ve hainlikti....deaneryes targaryen  ejderhaların annesi bundan sonraki favorim taht dany'nin hakkı umarım tahtı o alır

20 Haziran 2013 Perşembe

Mumya

İlk yazımı düşüncelerimi paylaşmak istediğim ilk filmle ilgili yazmaya başladım...
Mumya serisi benim çocukluğumun filmi birlikte büyüdüğümü söyleyebileceğim birkaç filmden biride bu seri..
Mısır tarihine olan ilgimden de kaynaklanıyor olabilir ama mumya serisi benim en sevdiğim filmlerden...
Mumyaya ilk baktığımda 6 yaşında falandım...Bıkmak usanmak nedir bilmeden günlerce izlediğimi hatırlıyorum ki hala da öyle hala bıkmadan
usanmadan hergün izleyebilirim mumyayı...Hala mumya geri dönüyorda ivi (nefertiti)'nin anaksunamon tarafından bıçaklandığı sahnede filmin bittiğini zannediyorum bazen aslında
aynı sahneyi en az 50 kere izlemişimdir neler olduğunu ivi'nin nasıl canlandığını anaksunamon'dan öcünü aldığını oğlunu ve kardeşini kurtarıp kocasının yanına gittiğini
sonra rick ve imhotep'in o çukura düştüğünü ivi'nin rick'i kurtardığını ve anaksunamon'un imhotep'i kurtarmadığı için imhotap'in kendini ölülere teslim ettiğini biliyorum ama
o sahneyi gördüğüm zaman gözlerim doluyor ve sonraki sahneler aklıma gelmiyor sanki hiç izlememişim sanki filmi ilk kez izliyorum gibi hissediyorum...Ve aslına bakarsanız bu his muhteşem
çünkü o anki heyecanımı hiçbirşeye hiçbir şekilde değişmem...Birçok kişi beli bu yazıyı okumadan önce mumya diye bir filmin olduğunu bile bilmiyordu çünkü binlerce film var ve insan bazılarına fırsat bulamıtor
ya da belki bazılarınız bu yazıyı okuyunca sadece bir kerelik izlediği bir filmin başkalarında böyle düşünceler beslediğini bilmiyordunuz yada belki bu düşüncelerim arasında en sevdiğim düşünce
bu yazıyı okuyunca sizin gibi düşünen birinin daha olduğunu öğrendiniz ve yanlız olmadığınızı hissetmek hoşunuza gitti...
Her ne hissetmiş olursanız olun bana vakit ayırıp bu yazıyıo okumanız düşüncelerimi paylaştığınız için teşekkür ederim...
Beğeni ve yorumlarınızı bekliyorum :)
Girizgah :)

Aslında buraya ne yazacağımı ttam düşünmedim şuan aklıma ne gelirse onu yazıyorum diyebilirim :) Yapmak istediğim şey okuduğum kitaplar,izlediğim dizi ve filmlerle ilgili düşüncelerimi paylaşmak ve kendimi ifade edebilmek :)